Günahların en büyüğü eskiden Kıbrısta müzik yapmaktı !
İlerlememize mani olan zihniyet, müziğimiz üzerinde de ne yazık ki bir kabus gibi duruyordu.
Müzisyenler bu yüzden yıllarca en adi insan muamelesi gördü. Bu yüzden müziğimiz yıllarca meyhane bucaklarından ve kahvehane köşelerinden öteye gidemedi.
Şartlar çok zordu ve çalgıcılar bunun neticesi olarak kimsenin bundan haberi olmaması için provalarını evlerinin en kuytu köşelerinde veya en tenha mahallelerde yapmak zorundaydı.
Yıllar içerisinde kavramlar değişti fakat ön yargı değişti mi? bilemeyiz.
Çünkü eskiden, düğünlerde çalmak için uzak yerlere gitmek zorunda olan müzisyenler üç-dört gün düğün evinde misafir olarak kalmak zorundaydı ve çok kişiyle yüz-göz oluyorlardı.
Hayatı çok renkli ve hareketli olan müzisyenlerin bu yüzden ahlaki açıdan çok, eşine sadık kalamayacağı veya eşini geçindiremiyceği gerekcesiyle toplumumuzda hor görünüyorlardı.
Ayrıca müzisyenlerin bu rahat ve tatlı hayat tarzları çok kişiyi gıbta ettirdiği için, müzisyenleri toplum önünde küçük düşürmek için bu argümanın kullanıldığı da bir gerçek.
Müziğimizin bugünlere gelmesine ön ayak olan bu cefakar insanlara teşekür etmek hepimizin borcu!
Yukarıdaki nedenlerden dolayı onlara bir vefa borcu olarak bu siteyi hazırlama ihtiyacı duyduk. Zaman içerisinde sizin de katkılarınızla herkese referans olacak bu sitemizi tamamlamayı amaçlıyoruz.
Bilindiği üzere ilk zamanlar Kıbrıslı Türk çalgıcıların sayısı azdı. Zaman içerisinde usta çırak ilişkisi müzisyen sayısını büyük oranda artırdı. Mevlevi Tekkesi Nezyenlerin bu olayda katkısının büyük olduğu bir gerçek.
Kıbrısta zurna çalan Kıbrıslı Türkler oldukça yaygındı ve adanın dört bir yanında Kaval ustaları vardı. "Dilli Düdük" denen kavalı o kadar ustaca kullanıyorlardı ki o zamanın değişiyle kavalı çalmıyor, kavalı konuşturuyorlardı.
Daha sonra kurulan Darul-Elhan tam bir konservatuvar görevi yapar. Burada yetişen birçok müzisyen adanın dört bir yanına dağılır ve süreç hızlanır.
Mustafa Kenan Fasıl Heyeti ve Abdülazim Aziz ve Arkadaşları Darul-Elhan’nın ilk meyveleridir. Kamran Aziz ve Jale Derviş hafif batı müziği dönemini başlatanlardır.
Zamanın en iyi Tef ve Darbuka çalgıcıları yine Kıbrıslı Türklerdi. Altı Parmak Lefkoşa'da, Baf'ta Müntüfiye en ünlüleri idi. Asaf Bağdadi, Mehmel Ali Tatlıyay ve Gurşuniler, Keman ustası olarak isim yaptı. Mesarya'da Karagözlü, Bafta Çavuş, Larnaka'da düğünlerde ise çalgıcı ve kemaneci olarak Deblekci Şefika ile Kemaneci Kör Hüseyin bu konuda usta kişiler olarak gösterilir. Klarnet çalmada isminden söz ettiren öğretmen Hasan Basri ve Hannas usta vardı.
60’lı yıllar pop müziğin altın çağıdır.
Dönemin müzisyenlerini alt alta sıraladığımız zaman pop müziğin köşe taşlarının ortaya çıktığını görürüz.
Beatles’ın ardında bıraktığı kasırgadan ülkemizde de birçok müzisyen etkilenmiştir ve bunlardan en önemlilerinden biri de Kıbrıs’ta 4 kardeşten kurulu Güryeller’dir.
Larnaka’da kurulan grup Mehmet, Hasan, Ali ve Derviş kardeşlerden oluşmaktadır.
Güryeller kendi yaptıkları besteleri ve yorumladıkları parçaları dönemin beat ve rock’n’roll soundu içinde yorumlarlar.
- Sultanım
- Dünya Son Bulsa da
- Abdülhamidin Torunu gibi dikkat çekici besteleri ile birlikte
- Elveda Meyhaneci
- Parayla Saadet Olmaz gibi şarkıların yorumlarında beat tarzından garaj rock’a kadar uzanırlar.
Kayıt ve sounduyla diğerlerinden farklı olan
- Rüyamda
- Posta Güvercini
- Leyla ile Mecnun
- Dünya Son Bulsa da gibi 45’likleri ise dönemin pop müziğinin merkezi Londra’da kaydedilmiştir.
Güryeller varolduğu dönem, hem Kıbrıs’ın en önemli temsilcisi olmuş hem de Türk pop müziğine yeni bir enerji katmıştır.
60’lı yıllarında Kıbrısa damgasın vuran diğer müzik grupları Larnaka’dan “The Four Lights”, Lefkoşa’dan “Bayrak Kuartet”, “Ahmet Belevi Orkestrası”, ”Fırtınalar”, Limasol’dan “Kareler”, Mağusa’dan “Feveranlar” "Damlalar" Baf’tan “Rintler”, Leke'den "Renk 7" vb.
Kısaca KKTCmuzik.Com, Kıbrıs Türk Müzik Tarihi ile ilgili yazılı, görsel ve digital bilgiler içermektedir.
|